• Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Google+ Icon

© 2018 BY OUTOFOFFICEMATE

Kotor ve Karadağ

Turu

Aslında biz de balkan turu yapmayı hep sona bırakanlardanız. Ama Karadağ ile ilgili duyduklarımız, gördüklerimiz sonrasında araştırma yapıp uçak bileti almamız arasındaki zaman  oldukça kısaydı. Bu küçük ülkenin neredeyse tamamına yakınını biz arabayla gezme fırsatını yakaladık. En sevdiğimiz şehir Şubat aynda gittiğimiz için sakinliği ile Kotor, heyecanlı tırmanış yolu bilinmezliği ile Lovcen dağı, samimi halkı küçük sıcak havası ile Cetinje, liman kenti olmasının verdiği gelişmiş yapısı ve sahil şeridinin rahat, biraz lüks havası ile Tivat, eğlenceli mekanları ile Budva gezdiğimiz şehirler listesinde yer alıyor.

Çok şehir saydık gibi görünse de araba kiraladığınızda herbirini 3 günde rahatlıkla gezebilirsiniz.

Burası hem vizesiz olması, hem eğlence mekanları, lezziz yemekleri ve vahşi doğası ile tam olarak istediğiniz birçok şeyi yapma imkanını bir yerde bulabileceğiniz bir rota.

Kotor Turu

Kotor küçük bir şehir olsa da içi tarih, lezzet ve manzara dolu bir yer. Burayı çok sevmemizin üç nedeni olarak bunları gösterebiliriz. Peki neden?

Tarih boyunca Adriyatik Denizi'nde en meşhur kıyılardan biri olmakla kalmayıp aynı zamanda UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer almaktadır. Biz rotalarımıza yakın UNESCO listesinde gezilecek yerler var ise mutlaka buraları ziyaret ediyoruz. Bu liste için bir yazı yazmayı planlıyoruz ve yazar yazmaz linkini buraya da ekleyeceğimize söz vererek Kotor hakkında konuşmaya devam edelim :)

Tarihi o kadar eski ki M.Ö. 5. yüzyıla dayandığı söylenmekte olup tarihte Müslümanlar, Sırplar ve Bulgarlar tarafından sahiplenilmiştir. Bu farklı kültürlerin izlerini taşısa da en Sonunda Sırbıstan-Karadağ egemenliğinde ve hatta sonradan ayrılarak Karadağ olarak kimliğini sürdürmektedir.  Yakın zamanda Avruğa Birliği'ne de girmesi öngörülen bu ülkede karma kültürden bol bir şey yoktur. Balkan coğrafyasını bilmiyor ve hakkında bilgi edinmek istiyorsanız Kotor ve aslında Karadağ sizin için çok iyi bir başlangıç olacaktır.

Şehirde en bilinen ve kesinlikle gidilmesi ve oranın ruhunu hissedeceğiniz iki yer; Old Town yani 'Eski Şehir' ve Kotor Kalesi. Eski Şehir içinde kendinizi 17. yüzyılda veya bir film sahnesinde hissedeceksiniz. Hem yerli halkın hala yaşamını devam ettirdiği hem de kiliselerin, tiyatroların bulduğu veya alışveriş yapabileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz dükkanların olduğu bir bölge olarak adlandırabiliriz. Old Town içinde gittiğinizde etrafınıza daha dolu gözler bilindik hikayeler ile bakmak istiyorsanız ise buraları not edin deriz; St Nikola Kilisesi, Kotor Katedrali, Denizcilik Müzesi, Pima Sarayı, Çan Kulesi (Kampana Tower), Napolyon Tiyatrosu ve Sveti Luka Kilisesi.

Kotor Kalesi ise 1350 basamak merdiven ardından ulaşacağınız eşsiz manzara ile tüm yorgunluğunuzu size unutturacak bir deneyim. Kulağa uzun bir yol gibi geliyor evet ama tırmanırken manzarayı görmeye başladıkça ve karşınıza çıkan mağaralar veya tarihi eserler ile büyülenirken saymayı çoktan unutacağınız bir yolculuk olacak.

Yine mutlaka gitmenizi veya en azından yakınından geçerek burayı fotoğraflayıp hikayesini dinlemenizi önerdiğimiz Kayaların Leydisi (Our Lady of the Rocks). Yapay olarak denizcilerin bulduğu bir Madonna ikonasından oluştuğu idda edilen bu ada içinde şimdilerde müze ve hediyelik eşya alabileceğiniz küçük şirin bir dükkan bulunuyor.

Lovcen Dağı ve Milli Parkı

Lovcen dağı içinde olduğu milli park ile birlikte 1158 farklı adet bitki örtüsüne sahiptir. Karadağ adından da anlaşılacağı gibi dağlarla çevrili bir ülke olarak karşımıza çıkmıştı. Deniz hemen yanınızda olsa da ucunda bir dağ bitiveriyor. Lovcen de bunlardan biri. Ayrıca asıl aklımızda kalan kısmı ise Karadağ ismini Lovcen’in İtalyancası olan Monte Negro’dan alıyormuş. Bu yüzden de aslında bu ülkedeki başlıca ziyaret etmeniz gereken yerlerden birisi. Bu milli pardın en önemli anıtı ise Ptar Petrovic Njego’nun mezarını içinde barındıran zirvedeki anıttır.

Aslında milli parkı ziyaret etmemizin birçok sebebi olsa da bu anıtı da görmeyi çok istemiştik. Tabii ki planlarımızı normal koşullar altındaki bir hava durumuna göre yapmıştık. Sahil şeridinde günlerimizi geçirirken ne kadar hava arada soğuk olsa da kar yağmamıştı ve çok da soğuk değildi. Bu sebepten olsa gerek dağın zirvesinin karlı olacağını tahmin edemedik.

Her şey milli parka girerken görevlilerin bize anlamsız bakışları ile başlamıştı. Etrafta kimse yoktu ama girişimiz çok da kolay oldu. Bize gitmek istediğimiz anıtın dağın zirvesinde olduğunu söylediler ve az da olsa karşımıza çıkacak olan tabelalardan bahsettiler. Girişimiz ardından hem haritamız hem de işaretlerin takibi ile yolumuzu bulmuştuk. Bu sırada karşımıza 1 ya da 2 araçtan başka kimse çıkmamıştı ve yol ilerledikçe biraz şüphe biraz korku ve heyecan içimizi samıştı :) Biz Şubat ayında Karadağ’ı ziyaret ettik bunu bir kez daha not düşelim. Çok da uzun sürmeyen bir yolun ardından yolumuz karla birlikte kesildi. Gitmek istediğimiz yere araba ile ulaşımımız kesilince biz de madem bu kadar yol geldik görelim diyerekten giydik montlarımızı ve yol kenarından da birer sopa bulup ona tutunarak karla kaptı yokuşu çıkmaya başladık.

Dediğimiz gibi heyecan, korku, merak tüm duyguları birlikte taşıyorduk o karlı yolda. Acaba vahşi bir hayvan çıkar mı? Veya bilinmez bir karakter…?

2 Yamaç döndükten sonra dağın zirvesini görmemizle birlikte biraz eğlenmeye ve keyfini çıkarmaya başlamıştık.

Tam da ziveye ulaşmak için son yokuşumuz olan karlı merdivenleri yavaş adımlarla çıkmaya başlamışkan. Dağın zirvesindeki mağra içinden bir bekçi çıkmasın mı! Tabii ki de kimsenin olmadığı bu karlı, yolu bile kapalı bölgede birini görünce biraz ürksek de. Hemen sadece gelmişke yukarıyı kısaca görüp hemen gideceğimizi söylemeye çalışıyorduk ki birkaç cümle sonrasında anladık, bekçi bizi anlamıyor, sadece el işaretleriyle oraya çıkamayacağıızı belirterek ve biraz sesli bir ses tonunda bizi uyarıyordu.

Mecburen yönümüzü geriye çevirip çıkabildiğimiz son noktada biraz vakit geçirip muhteşem doğa manzarasını fotoğrafladıktan sonra karlı yollardan düşe kalka arabanın yanına döndük.

Bu hikaye her ne kadar asıl görmek istediğimiz yeri görememiş olmamızla sonuçlanmış olsa da. Orada yaşadğımız heyecan, merak, mutluluk, manzara ve buna çabalayışımız bizi oldukça tatmin etmişti.

Yaz aylarında nasıl olur bilemeyiz belki de turist dolu olur, siz de şu yaşadığımız macerayı tercih edersiniz diye düşünüyoruz :)

Mutlaka ziyaret edin ve bu güzelliği kaçırmayın deriz.

Karadağ Uçak Bileti

Kotor'a nasıl gidilir diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Karadağ'a şuan sadece Türk Hava Yolları seferleri bulunuyor ve buradan yalnızca 1 saat 45 dk sonra varmış oluyorsunuz. Oldukça yakın, vizesiz ve sıradışı bir rota olduğunu söyleyebiliriz.

Çok fazla yeri aynı anda gezmenizi önerdiğimizden tavsiyemiz uçaktan indikten sonra havalimanında araba kiralamanız. İnternet üzerinden rezervasyonunuzu yaptıktan sonra aracınızı havalimanından kirayalabilirsiniz. Eğer internet sitesinden rezervasyon yapmadan giderseniz araç bulamama ihtimalinizin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Ek olarak kartınızın limitinin olduğuna emin olun çünkü 700 dolar civari bir parayı depozito olarak vermemiz gerekti. Biz ucuucuna yetiştirdik aman siz bunu okumuş olun gitmeden :)

Havalanından çıktıktan sonra gideceğiniz lokasyonlar1-1,5 saat uzaklıkta olduğu için hiç yorulmadan, keyifli bir yolculuk ile otelinize veya evinize varabilirsiniz.

Fiyatlar Nasıl?

Bu tatilde en sevdiğimiz mutlu olduğumuz konulardan biri fiyatlar. Gidin arkadaşlar düşünmeden gidin kur artmış olsa da rahatlıkla gidebileceğiniz bir seyahat. Genellikle deniz ürünleri yedik ve herseferinde gelen servise ve lezzetlere şaşırmıştık. Şuan tam olarak aklımızda rakamlar kalmasa da 4 kişilik bir deniz ürünleri tabağının 40dolar civari bir paraya denk geldiğini hatırlıyoruz.

Yine kaldığımız yer için de oldukça cüzi bir rakam verdiğimizden eminiz. Gözünüz arkada kalmasın :)

Nerede Kalınır?

Yukarıda saydığımız özelliklerden hangisi size uygunsa o şehirde kalabilirsiniz. Hepsi birbirine yakın ve arabanız olduğunu düşünürsek bir sorun yaşamayacağınızı öngörebiliriz. Ancak bizim bir önerimiz tabii ki var! Biz Kotor’da kiraladığımız bir Airbnb evinde kalmıştık. Evi nasıl tariff edersin diyenlere tam bir yalı dairesi olduğunu söyleyebilriz. Kapıdan çıkarçıkmaz bir bahçe ve ucunda deniz. Sabah gündoğumu akşam bol sohbet edebileceğiniz sessiz, sadece dalga sesini duyduğunuz bir teras hayal edin. Biz kış aylarında gitmiştik oyüzden sıcak kahvemizi ve battaniyemizi alıp bu manzaranın keyfini çıkarmıştık ama eğer yaz aylarında giderseniz evinizin önünden denize girebilir güneşin tadını çıkarabilirsiniz.

Aşağıdaki fotoğrafa tıklayarak evimizin Airbnb linkine ulaşabilirsiniz.

Kotor Evimiz, Nerede Konakladık?