• Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Google+ Icon

© 2018 BY OUTOFOFFICEMATE

LİZBON GEZİ REHBERİ

Lisbon renklerin şehri, biletlerimizi aldığımız ilk andan itibaren gitmeyi dört gözle beklemiştik. İstanbul’a çok benzettiğimizden midir bilmiyoruz ama burayı çok samimi ve bir o kadar da canlı bulduk. Neredeyse her bina üzerinde renkli tasarlanmış mozaikler sayesinde şehrin her köşesinde fotoğraf çekmek isteyebilirsiniz. Kristof Kolomb buradan Hindistan keşfi için yola çıktığında önce Amerika sonra Ümit burnu keşfedilmiş. İçinde birçok hikaye barındırıyor. İki karayı birbirine bağlayan 25 Nisan köprüsü ile de adeta İstanbul’u hatırlatıyor. Lizbon’da gezilecek yerler nereleri derseniz biz en sevdiğimiz üçlü listeleri blog kısmında sizinle paylaştık. Burada ise gezmeniz görmeniz gereken yerlerden bahsedeceğiz. Lizbon'da ne yenir diye düşünüyorsanız sabah, öğlen ve akşam için sizlere Top 3 tercihlerimizi blog yazılarımızda yazdık! Üzerine de kahve duraklarından bahsettik. Dilerseniz bir göz atın deriz.

LİZBON TURU

ŞEHİR REHBERİ

Biz Lizbon'da seyahatimiz buradan Porto'ya geçmek üzere toplamda 4 gece 5 gün olarak planladık. Türk Hava Yollarından bulduğumuz kampanyalı biletimizle birlikte oldukça uygun bir fiyata (505 TL) 9 Kasım'da gidiş ve 13 Kasım'da dönüş Portekiz turumuzu başlamak üzerine yola çıktık.

 

Portekiz'i uygun fiyata gitmek istiyorsanız mutlaka havayollarının düzenlediği kampanyalı dönemleri kaçırmayın! İlla denize de girmek istiyorumcu değilseniz, Kasım ayı Portekiz'i keşfetmek için hem hesaplı hem de sakin bir zaman olabilir.

Lizbon'a 3 gece 4 gün, Porto'ya ise 1 gece 2 gün ayırdık. Sadece Lizbon turu için 4 günün mutlaka yeterli olacağını düşünüyoruz. Porto'ya gidiyorsanız da aynı şekilde tek dolu dolu bir gün yeterli olacaktır. Lizbon'dan Porto'ya gidiş ile ilgili daha fazla bilgi edinmek ve Porto gezi rehberimize merak ediyorsanız buradan ulaşabilirsiniz.

Lizbon havalimanına indiğinizde "Shared Uber" ile kalacağınız yere uygun bir fiyata gidebilirsiniz. Biz bu yöntemle yaklaşık olarak 10 euro harcadık. Otobüs hem uzun süreceği hem de şehir yokuşlu olduğu için direkt olarak Uber'i tercih ettik.

LİZBON HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN

ENTERASAN 15 BİLGİ

Lizbon, Batı Avrupa’nın en eski şehri olmakla birlikte Dünya’nın en eski şehirlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Avrupa’nın ise en eski şehri bizim komşumuz olan Yunanistan'ın Atina'sı olarak kabul edilmektedir.

Lizbon’da Istanbul ve Roma gibi 7 tepesiyle meşhurdur. Ancak, doğrusu şudur ki Lizbon’da 7 tepe bulunmamaktadır. Rivayete göre 7 tepe olarak lanse edilmesinin en önemli nedeni Roma’ya benzetme çabasıdır. Aman efendim bize niye benzetmeye çalışmasınlar diye düşünüyorsanız yanlış yerdesiniz. :)

Lizbon, Avrupa’nın en uygun ve ucuz şehirlerinden bir tanesidir. Oldukça lezzetli yemekleri oldukça uygun fiyata yiyebilirsiniz. 10 Euro’ya herşey dahil bir kahvaltı, 20 Euro’ya da gece kalacak güzel bir eve bulabilirsiniz.

Lizbon’un simgesi kargadır. Hem kaşiflere pilotluk yapmalarıyla ünlenmişler hem de Papaz Vincent ile özdeşmişlerdir. Kargalara o kadar saygı duyulmuştur ki geçmiş yıllarda maden işçileri karga’ları ev hayvanı gibi beslemiş ve büyütmüşlerdir. 

Lizbon köprüsünün yanında bulunan “Christ The King” heykeli birebir Rio De Janeiro’da bulunan “Christ The Redeemer'dan” etkilenerek yapılmıştır. Tabii o kadar büyük ve ihtişamlı değildir. 

Lizbon'un bir diğer ünlü olduğu alan ise kaldırımlarıdır. Üzerinde yürüdüğünüz her kaldırım da ayrı bir sanat ayrı bir ayrıntı gizli. Şehrin neredeyse tamamı arnavut kaldırımıyla döşelidir!

Lizbon şehri Graffiti’leri ile ünlüdür. Gittiğiniz yerlerde özellikle LX Factory ve Jardim Botto Machado parkı altında çok özel Graffiti’lere denk gelebilirsiniz. Öyle ki belediye tarafından sanatçılar özel olarak çağrılmakta ve çalışmalarını rahat yapabilmeleri için finanse edilmektedirler.

Lizbon ve Porto kütüphaneleriyle ünlü şehirlerdir. Sadece ihtişamıyla değil, Dünya’nın en küçük kütüphanelerinden birisine Lizbon’da ev sahipliği yapmasıylada ünlü olmuştur. O kadar ufaktır ki müşteri içeri girdiğinde kütüphane sahibi dışarı çıkmak zorunda kalmaktadır. Livraria do Simao kütüphanesi buna rağmen 4000 kitaba ev sahipliği etmektedir ve sadece 3.8 metre karedir.

Meşhur Pasteis de Belém’de yer alan Pastel De Nata tatlısının tarifini sadece yaşayan 5 kişi bilmektedir. Rivayete göre bu 5 kişi aynı uçakta, arabada ve restoranda aynı zamanda bulunmamaktadırlar. Bir diğer ayrıntı ise bu tarifi hatırlamaları gerekliliğidir, çünkü hiç bir yerde yazılı tutulmamaktadır.

Vasco De Gama köprüsü 17.2 km uzunluğu ile Avrupa’nın en uzun köprüsüdür. Hatırlatmakta fayda var San Francisco'da ki Golden Gate'e birebir benzeye köprü 25 De Abril köprüsüdür, onunla karıştırmayın. :) 

Şehrin sembolü "Tram’lar" yani tramvaylar 1873 yılında operasyona başlamışlardır ve günümüze kadar devam etmiştir. Geçmişte bu tramvaylar nedendir bilinmez “Americanos” olarak bilinmektedir.

Konserve kutu içerisinde sadece balık satan bir store bulunuyor. Store içerisinde 70’ten fazla kabı ve tadı farklı konserveli balık bulunuyor. Özellikle konserve kutularından oluşan dönme dolap görülmeye değer. Özellikle uzun yola çıkan kaşifler ve tüccarlar için konserve kutu balıklar yıllar içerisinde vazgeçilmez olmuş.

Lizbon boğazı deniz gibi gözüksede esasında bir nehirdir ve dikkatli bakarsanız Tagus Nehri üzerinde yunuslara denk gelebilirsiniz. 

“The Age Of Discovery”nin doğduğu şehir Lizbon olarak varsayılmaktadır. Ünlü kaşifler bir çok seyahatine Lizbon’dan çıkmıştır. 

Mezgit balığı neredeyse hayatın her yerinde desek abartmış olmayız! Mezgitli tatlı, mezgitli ekmek daha neler! “Cod Fish” olarak mezgit balıklı en azından kekini denemenizi öneriyoruz.

LİZBON'A NEDEN GİTMELİSİN

“The Age Of Discovery”nin doğduğu şehir Lizbon olarak varsayılmaktadır. Ünlü kaşifler bir çok seyahatine Lizbon’dan çıkmıştır. Lizbon size bilinmeyeni keşfetme ve yeni bir başlangıç için ilham verebilecek bir şehirdir.

Şehrin tamamı arnavut kaldırımlarıya döşendiği için.

Avrupa'nın en çok güneş alan şehirlerinden biri olduğu için. Kış aylarında bile ılık bir iklime sahip olduğu için.

Yemeklerin tadı muhteşem ve hesaplı olduğu için.

Şehrin tamamı Karaköy veya Galata'ya benzediği için.

Lizbon’un apartmanlarından dolayı. Özellikle apartmanların dış cephesini kaplayan ufak, renkli çiniler Lizbon’a ayrı bir renk katıyor. Neredeyse her apartmanın önünde durup, fotoğraf çekme isteği uyandırıyor. Portekiz halkının bu geleneğini, Lizbon’da 15yy.’dan önce yaşayan Arap’lardan aldığı düşünülüyor. Özellikle geçmişte Arap’ların yaşadığı Alfama bölgesi en güzel çinilere ev sahipliği yapıyor. 

Fado’nun kalbinin attığı yerdir Lizbon. Fado, Portekiz’lilerin bir çeşit halk sanat müzikleridir. Fado Portekizce de kader anlamını taşımaktadır. Fado’nun doğuşu Portekizli gemicilerin yolculuğa çıkmasıyla aynı döneme denk gelmektedir. Genellikle ezgiler içerisinde denizden esintiler bulunur. Ezgilerinde melankoliklik hissedilir ve gitar veya mandolin sözlere eşlik eder. Bir diğer rivayete göre ise 18 yy.’da Fado, Alfama bölgesinde yaşayan mülteciler tarafından bulunmuştur. Biz kaldığımız yerde camımız açık uyurken, ince ince gelen Fado sesleri çok hoşumuza gitmişti. Alfama bölgesi Fado’nun kalbinin attığı bölge olduğunu söyleyebiliriz, yürürken veya otururken kulağınıza ince ince Fado’nun ezgileri gelebilir. Fado müziği UNESCO’nun kültür miras listesine 2011 itibariyle girmiştir. 

Lizbon’a yaz aylarında ziyaret ederseniz, yüzmek için Carcavelos ve Guincho beach’lerine gidebileceğiniz için

LİZBON'A KİMLER GİTSİN

Lizbon'da soğuk kış aylarında ısınmak isteyenler,

Avrupa'dan sıkılıp ama Akdeniz'den kopamayanlar,

Eski Taksim'i sevenler,

Sevgilisiyle tatile gidenler ve güzel yemek yemek isteyenler,

Daha önce Erasmus yapmış olanlar ve Avrupa'nın gece geç saatlere kadar süren gece hayatından vazgeçemeyenler,

Barcelona aşıkları

LİZBON'DA NE YAPILIR?

Alfama
Alfama bölgesinde kaybolmak
Baixa
Neoklasik eserlerin ve apartmanların bulunduğu 1755 depreminden sonra oluşan renkli bölge
Bairro Alto
Lizbon'un gece hayatı burada! Tabii sabah gelince kimseler yok...
Belém Tower
UNESCO Dünya Mirası listesinde
Carmo Convent
Lizbon'un üstü açık kilisesi
Cristo Rei
Dikkatli bakarsanız benim hemen karşımda bulunuyor :) Rio'da yer alan İsa anıtından esinlenerek yapılmıştır.
Jerónimos Monastery
İçeride Vasco De Gama'nın mezarı bulunuyor
Gin Lovers
Lizbon'un en güzel chill-out uğranılması gereken yerlerinden. Hem bina çok güzel, hem de içkiler çok lezzetli
Ler Devagar
Yaşayan bir kütüphane
LX Factory
LX Factory adeta başka bir ülke!
Pastéis de Belém
Lizbon'un en tatlı kaçamağı
Padrão dos Descobrimentos
Infante Dom Henrique en önde duran ve bilinmeyeni keşfetmeyi öğütleyen kişi
Praça Do Comércio
Lizbon'un en ünlü ve büyük meydanlarından birisi
Pink Street
Lizbon'un gece hayatının hareketli olduğu yerlerden birisi
Rossio-Square
Correct here your tie’s knot aynası burada bulunuyor
Santa Engracia Kilisesi
Kilisenin hemen yanında yer alan duvar graffiti'leri burada yer alıyor. Mutlaka uğramalısınız!
Sé Cathedral
Lizbon'un en büyük katedrali
Time Out Market
Lizbon'un en kalabalık ve tüm yemekleri bulabileceğiniz kapalı yemek çarşısı
Tramvay
Şehrin önemli yerlerini bu tramvayla dolaşın
25 de Abril Bridge
Sanki San Francisco'da yer alan Golden Gate'e benziyor?
Show More

LİZBON HAVA DURUMU

NE ZAMAN GİDİLİR?

Lizbon yıl boyunca 8 ile 30 derece arasında değişen hava durumuna sahip. Hal böyle olunca Lizbon'u esasında yıl boyunca ziyaret etmenize olanak sağlıyor. Biz ziyaretimizi Kasım ayında yaptık ve yaklaşık olarak hava sabahları 20 derece, akşamları ise serin 12 derece olarak ilerledi. Gezmek için oldukça uygun bir hava durumuydu.

Lizbon Avrupa'nın en çok güneş alan başkenti! Tam olarak yılda 3000 saat güneş alan bir şehir! Bu anlamda Atina, Madrid ve Roma'yı geride bırakıyor. 

Bizim önerimiz Lizbon'u Mart'tan Mayıs'a veya Eylül'den Kasım'ın ortalarına kadar ziyaret etmenizi öneriyoruz. Yaz dönemi otel ve uçak fiyatları oldukça artıyor. Biz denize girmek isteriz diyorsanız ise en uygun ay Mayıs veya Eylül olabilir. Biz sadece Portekiz'i gezeceğiz derseniz ise Kasım, Ekim ve Mart sizin ayınız.

Önemli festival tarihleri:

Entrudo Carnival (Şubat-Mart)

Lizbon Maratonu (Mart 17)

Liberty day (Nisan 25)

Festa dos Tabuleiros (Haziran 29 - Temmuz 8)

Festas de Lisboa (Haziran Boyunca)

Nos Primavera Sound (Haziran 7-9) (Porto'da)

Boom Festival (22 - 29 Temmuz) (Idanha-o Nova Lake'de)

Gitmeden tarihlere ve Portekiz'in önemli festival tarihlerine bu adresten bakabilirsiniz.

LİZBON'DAN

NE HEDİYE ALINIR

Azulejos: 8 yy.'da bölgenin Arap nüfüsu ve kontrolünde olması nedeniyle Lizbon'a gelen renkli seramikler şehrin günümüzde ki sembolü olmuş durumda. Ufak seramik parçalarını bir çok Souvenir Store'da şimdilerde bulmak mümkün. 10 ile 20 euro arasında bu seramikleri satın alabilirsiniz.

Pasteis de NataLizbon'un belki de en ünlü tatlısı Pasteis de Nata. Zamanında keşişlerin bulduğu bu tarif milyonlarca turistin ziyaretiyle tekrar değer kazanmış durumda. Belem bölgesinde ki Store'dan paket yaptırarak sevdiklerinize götürebilirsiniz.

Ginjinha: Portekiz'in ünlü kiraz likörü. Shot olarak içilen bu likörü sevdiklerinize denemesi için götürebilirsiniz.

Cork: Yani mantardan yapılan şarap tıkacağı. Portekiz, Dünya'nın en büyük Cork üreticisi olduğu için doğal olarak Cork'tan yapılmış bir çok ürünü Souvenir Store'larda göreceksiniz. Dilerseniz sevdiklerinize Cork'tan yapılma bir çanta veya laptop çantası hediye edebilirsiniz. Fiyatları 5 euro ile 50 euro arasında değişiyor.

Portekiz ŞarabıMonte Velho Alentajeno şarabını eve götürebilirsiniz. Fiyatı hem makül hem de tadı oldukça iyi. Ünlü yeşil şaraplarından birisini almak isterseniz ise Vinho Verde'yi tercih edebilirsiniz. 

Bir çok yazı da Porto şarabınında önerildiğini göreceksiniz. Dikkat! Porto şarabı oldukça tatlı o nedenle götürmeden önce sever misiniz, bir denemenizi öneririz. 

LİZBON'DA

NEREDE KALINIR

Lizbon'da tercihimiz yeniden Airbnb oldu. Alfama bölgesinin hemen altında deniz gören bir evin çatı katında kaldık ve oldukça keyif aldık. Evin tek sıkıntısı apartmana çıkarken içerisinde yer alan yüksek merdivenleri oldu. Balkonu ve evin konumu ise muazzamdı. Salon da otururken kulağımıza gelen Fado müziğinin ezgileriyse oldukça hoşumuza gitti. Eve buradan ulaşabilirsiniz.

Derseniz biz daha meydanda kalalım Rossio Central, Praca do Comercio veya Bairro Alto'ya yakın yerlere bir göz atabilirsiniz. 

 

Diğer bulduğumuz Airbnb evleriyse:

Castelo 1bedroom apartment

Cosy/walking distance Mafalda's

LİZBON GEZİ NOTLARI

Lizbon'da 1. Gün: Alfama

Alfama:

Evimize de çok yakın olmasını fırsat bilerek ilk olarak ünlü Alfama'yı gezmeye başladık.

 

Alfama yani Arapça'tan gelen adıyla Al-Gamma, Lizbon'un tarihten bugüne gelen kalbi ve ruhu dersek abartmış olmayız. Lizbon'u Lizbon yapan semt dersek hiç abartmış olmayız.

 

Arnavut kaldırımları, dar sokakları, renkli apartmanları, apartmanlar arası asılan kıyafetleri, fado barları ve beyaz kiliseleriyle ünlü Alfama adeta Avrupa'nın en güzel semtlerinden bir tanesi. 

 

Yaklaşık 250 sene süren Moors işgali esnasında Alfama semti şekillenmeye ve yerleşime açılmaya başlanmış. Özellikle Moors yani Kuzey Arap Imparatorluğundan gelen gelenekler ve çini-seramik işçilikleri bu dönemde semte kazandırılmış. Lizbon'un en sağlam temeli üzerinde oturması ve birinci sınıf Arap işçiliği sayesinde Alfama 1755 Büyük Lizbon depreminde ayakta kalmayı başaran nadir semtlerden bir tanesi yapmış.

Alfama bol inişli çıkışlı yokuşlardan oluşuyor. O nedenle yürürken biraz yorulabilirsiniz. Fazla geldi derseniz nostaljik Tram 28'e atlayıp etrafı gezebilirsiniz. Biz Tram 28'i tercih etmedik, çünkü gereksiz dolu ve kalabalıktı. 

Ben Fado dinlemek istiyorum derseniz, gününüzü en ünlü Fado barlarından bir tanesi olan A Viela do Fado'da bitirebilirsiniz.

Sırasıyla aşağıda ki harita da yer alan rotayı uyguladık:

Santo António Church: Ufak ama büyüleyici iç dekor

Casa dos Bicos: Geçerken dış cephesi güzel olduğu için fotoğraf çektim, tek olayı bu

Cathedral Of LisbonLizbon'un en büyük kathedrali

Igreja de São Miguel: Orta sınıf büyüklükte ama içerisi cafcaflı

Largo Portas do Sol: Manzarası çok güzel, özellikle güneş Alfama'nın üzerine vurduğunda daha da güzel

Santo Estêvão Belvedere: Deniz, Alfama ve kilise manzarası bir arada

Church of São Vicente of ForaGüzelliği sadeliğinde gizli

Church of Santa Engrácia: Girişini bulamadığımız için yorum yok

Jardim Botto Machado: Parkın hemen yanında yer alan duvar çini ve seramikleri inanılmaz! Çok güzel fotoğraflar sizi bekliyor

Lizbon'da 2. Gün: Baxia-Chiado ve Bairro Alto Bölgesi

Praça Do Comercio:

Praca do Comercio yani Comercio meydanından başladık ikinci günümüze. Sarı rengin hakim olduğu bu meydan bir yanı ile denize açılırken diğer yanı ile meydandaki Rua Augusta Arch altından Rua Augusta sokağına uzanıyor. Bu meydan Lizbon'un en ünlü meydanlarından bir tanesini oluşturuyor. Bunun iki önemli nedeni var.

 

Birincisi geçmiş zamanda Portekiz'in sömürgelerinden topladığı ürünler bu meydanda sergilendiği için ikincisi ise eski kraliyet ailesinin burada ikamet etmesinden dolayı. 1755 depreminden önce meydanın bulunduğu alanda Ribeira Palace bulunuyor ve depremle birlikte iki kulesi dışında tamamen yıkılıyor. Denize doğru baktığınızda bu iki kulelerinden bir tanesini kenarlarda görme şansınız bulunuyor.

Rua Augusta:

Rua Augusta Arch altından turumuza devam ediyoruz ve Rua Augusta üzerinden turumuza başlıyoruz. Rua Augusta, Turistler açısından Lizbon'un en işlek sokaklarından bir tanesi. Burada ise uğramanızı önerdiğimiz bir kaç dükkan bulunuyor:

Conserveira de Lisboa​: Sadece konserve kutuların satıldığı bir dükkan hayal edin,

Casa Portuguesa do Pastel de Bacalhau: İçi balık dolu kekimsi bir tat hiç denediniz mi? Ben sevdim, Nergis sevmedi,

Benfica Official Store Baixa: Özellikle erkeklerin oldukça seveceği Benfica Futbol takımının güzel bir Store'u,

Bertrand Bookshop: 1732 yılından günümüze kadar gelen bir kütüphane. Geçmişten bugüne ayakta kalan ve uzun süre hizmet vermiş Dünya'nın en eski kütüphanesine uğramak istemez misiniz?

Ardından iki sokağı birbirine bağlayan Elevador de Santa Justa'yu göreceksiniz. Metro kartınız ile binip deneyimleyebileceğiniz 1902 yılından kalma bu asansör o yıllarda Lizbon'daki tek dikey ulaşım aracı olarak tanımlanmış. Şimdi ise şehrin panaromik manzarası için güzel bir seçenek olurken kendisinin de fotoğrafını çekmeden geçmek istemeyeceğinize eminiz. Fiyatı biz uğradığımızda 6.5 Euro'idi.

Ardından Convento do Carmo'ya geçiyoruz, 1755 yılındaki büyük deprem sonrasında tüm çatısının yıkılmasına rağmen günümüzde öyle restore edilmiş ve güzel bir atmosfer yaratılmış ki görmeniz gereken yerlerden bir tanesi olarak ön plana çıkıyor. Özellikle burada muhteşem kareler yakalayacağınıza eminiz. Giriş kişi başı 4 euro.


Praça Rossio:


Rua Augusta'yı tamamlarsanız Rossio Meydanına gelmiş oluyorsunuz bile. Dilerseniz Lizbon'un en geniş caddelerinden bir tanesi olan Av. da Liberdade  kendinizi atabilirsiniz. Rossio meydanında görülmesi gereken önemli yerlerden bir tanesi Rossio Train Station. 1888 yılında yapılan bu istasyonu kullanarak Sintra'ya güne-birlik tur düzenleyebilirsiniz. İstasyonu farklı kılan bir diğer özelliğiyse içerisinde bir Hostel bulunması, Lisbon Destination Hostel olarak bilinen bu yere bir şekilde bizim gibi sıvışıp göz atabilirsiniz. Meydanın bir diğer dikkat edeceği nokta ise kaldırımları...Calçada Portuguesa adı verilen ve 19 yy. da yapılan bu kaldırımlarda dalga şeklinde şekil verilerek tüm dikkatleri üzerine topluyor. Burada aynı zamanda Correct here your tie’s knot yani belediyenin erkekler için vakti zamanında sağladığı kravat aynası bulunuyor. Takım elbiseden illallah ettiğim için bakmaya bile tenezül edemedik.

Rua Garrett:

Convento do Carmo'yu tamamladıktan sonra kendimizi Rua Garrett'ta buluyoruz. Bu sokak Lizbon içerisinde en sevdiğimiz sokaklardan bir tanesi oldu. Özellikle en lüks sokaklarından bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sokağı tamamladığınızda ünlü Café A Brasileira'da birer kahve içiyoruz ve sokak sanatçıları eşliğinde yorgunluğumuzu bir nebze atıyoruz, çünkü daha uğramamız gereken çok yer bulunuyor!

Bairro Alto:

Bairro Alto bölgesi İstanbul'dan örnek vermek gerekirse Taksim veya Asmalı Mescit sokaklarını hatırlattı bize. Her köşesinde farklı bir bar deneyimleyebileceğiniz insanların neredeyse sabaha kadar dolup taştığı bir bölge. Burayı akşam ziyaret etmeniz bu doğrultuda daha uygun olacaktır. Ama biz bugünümüzde biraz daha şehrin sokaklarında keyfimize göre keşfe çıkmak istediğimizden kendimizi burada biraz erken bulduk. Gece Bairro Alto'ya yakalamak isteyenler için bir hatırlatma, gece hayatı Portekiz'de 11'den önce başlamıyor!

 

Bu bölgede görmeniz gereken yerler sırasıyla:

Miradouro de Santa Catarina: Şarabınızı alın gün batımını burada seyredin,

Elevador da Bica veya Elevador da Glória: Gitmeden tramvaya binmek istiyorum derseniz aşağı ve yukarı çalışan bu tramvay tam size göre,

Cais de Sodre: Gece hareketli bir sokak,

Jardim São Pedro de Alcântara: Park görmek istiyorumcular buraya uğrasın,

Park Bar: Otoparkın en üst katında rooftop bar keyfi! Baya baya keyif aldığımızı söyleyebiliriz.

Gin Lovers & Less: Hem mekan güzel, hem içkiler güzel. Mutlaka uğranılması gereken bir yer!

A Cevicheria: Rezervasyon kabul yok, önü her daim sıra var, bekleme süreniz minimum 1 saat. Biz 2 saat bekledik ama inanın bize hayatımızda yediğimiz en güzel yemeklerden birini yedik. Modern mutfağıyla mutlaka Lizbon'da gitmeniz gereken bir restoran.

Gündüzleri hiç kendini belli etmeyen bar sokakları, geceleyin adeta bambaşka bir hal alıyor. Gündüzleri kapalı duran pencereler, gece 10:00'dan sonra açılıyor ve dar sokaklar dolmaya başlıyor. Bu eğlenceyi bizim gibi kaçırmak istemiyorsanız R. da Atalaia, R. do Diário de Notícias ve R. da Barroca sokaklarında dolaşabilirsiniz. Mekan olarak duyduğumuz iyi yerlerse The Old Pharmacy, BA Wine Bar do Bairro Alto ve A Capela olabilir.

Daha soft ve türkü bar tadındaysanız ise Fado tercih edebileceğiniz Caldo Verde'ye sizi alabiliriz.

Lizbon'da 3. Gün: Belém ve LX Factory

Belém:

Portekiz demek kaşifler ülkesi ve bilinmeyene doğru gidişin başladığı ülkelerden biri demek. Tarihi Belém bölgesi hem tarihi görülmesi gereken yerleri hem de Pastais de Nata adına dönmeden görmeniz gereken yerlerden birisi olarak ön plana çıkıyor.

Sabahın en erken saatlerinde Praça do Comercio'de yer alan istasyonda soluğu alıyoruz. Buradan kalkan normal bir raylı trenle yaklaşık 30 dk. süren yolculuk sonunda Belem'e varıyoruz. Siz de bizim gibi gelmek isterseniz 15E Alges yazan trene binin ve Pedrouçoş istasyonunda inin. Yaklaşık 500 metre sonra aşağıda bahsedeceğimiz tüm önemli yerleri aynı kare içerisinde görme fırsatı yakalıyorsunuz. Hayır hayır biletsiz trene binmek istediğinizi duyar gibi oluyoruz, evet hepimiz yurtdışında yapıyoruz ama burada yol uzun olduğu için biletinizi almanızda fayda var!

Bu bölgede gezilecek yerler sırasıyla:

Jerónimos Monastery: Vasco De Gama'nın Hindistan'a ulaşımını ve eve güvenle dönüşü anısına yaptırılan kilise, giriş ücretsiz ve içeride Vasco De Gama'nın mezarı yer alıyor.

Padrão dos Descobrimentos: Yani kaşifler anıtı. Portekiz'in en ünlü kaşiflerini burada görebilirsiniz. En ön sırada yer alan Infante Dom Henrique'e bilinmeyen doğru yola çıkma fikrini ortaya ilk atan kişi olduğu için en ön sırada yer almaktadır. Yerdeki taşların üzerine çizilmiş Portekizli kaşiflerin keşif haritası yer alıyor. Ayrıca buradan 25 Nisan köprüsünü de kadrajınıza alabileceğiniz güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Torre de Belem: Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan bu kuleyi yakında görmeye değer! Tepesine çıkmayı gereksiz bulduk.

Pastéis de Belém: Parmaklarınızı yalayacağınız bu tatlıyı yemeden Belem'den kesinlikle ayrılmayın!​

1/1

LX Factory:

Hipster, renkli, urban, sokak sanatları ve muhteşem restoran seçenekleri! Geçmişten günümüze gelen fabrikalardan oluşturulmuş sanat bölgesi LX Factory! Her köşesinde Instagram feed'inizi rengarenk fotoğraflar, manzara ve lezzetler ile doldurabileceğiniz mekan ile dolup taşmış LX Factory tarihi Belem turundan sonra bizi yeniden canlı hissettirdi. Hayal gücü ve çalışmanın ürünü olan bu bölgede yarım günümüzü yemek yiyip, içerek harcadık. Çünkü LX Factory buna değerdi.

LX Factory'nin hikayesi 1846 yılında başlıyor. Şehrin önemli tekstil markalarından bir tanesinin fabrikası burada yer alıyor ve zaman içerisinde marka tüm operasyonlarını Lizbon dışına taşıyor. Git zaman gel zaman içerisinde bu bölge boşta kalıyor ve uzun süre kimse tarafından kullanılmıyor. Boş konteynırlar adeta evsizlere ev sahipliği yapıyor. 2008'de ise unutulmuş yerin kaderi değişiyor. Eski fabrika alanlarının yerini  dizaynır markalar, trendy cafe'ler, hip barlar ve yeni jenerasyon restoranlar alıyor. Şimdilerde ise Yoga studyosundan, nostaljik kuaförlere kadar oldukça farklı seçenek mevcut. Lizbon geziniz esnasında en çok bu bölgeyi seveceğinize eminiz.

 

LX Factory içerisinde ise aşağıdaki cafe, restoran ve dükkanlara mutlaka uğramanızı öneriyoruz:

Ler Devagar: LX Factory'in ilginç ama renkli kütüphanesi, mutlaka uğranmalı,

Flea Market: Pazar gününe denk getirirseniz Flea Market görülmeli,

Village Underground: Hemen LX Factory'in yanında yer alan bu alan konteynır kenti, renkli fotoğraf çekmeniz için çok uygun,

The Dorm Hostel: Dışında yer alan street art ile hemen dikkatinizi çekecek girişte yer alan hostel, 

Barrio Arte: İçerisinde güzel tasarım ve hip ürünler bulabileceğiniz bir dükkan,

Stone Lifestyle: İçerisinde özellikle erkeklerin oldukça fazla seveceği erkeksi ürün barındıran dükkan,

Mes Cais LX: Siz de bizim gibi Taco gördüğünüzde çıldırıyorsanız burada yemek yiyebilirsiniz,

Rio Maravilha: Rooftop bar manzarası inanılmaz! İçkinizi alıp, köprünün tadını çıkarın! İçerisinde yer alan apartmanı merdiven kullanarak çıkın, böylece kat arasında bulunan sürpriz street art ile fotoğraf çekilebilirsiniz,

Cantina: Yemeğinizi burada yemeği tercih edebilirsiniz. En trendy restoranlardan bir tanesi,

A Mesa: Pizza için burası,

Café na Fábrica: Dışı oldukça şirin içi kahvaltı dolu yer

LXeeseCake: Cheesecake aşıkları burada toplansın!

Landeau: İddaaları şu ki Dünya'nın en iyi çikolatalı keki burada

Lizbon'da 4. Gün: Porto'ya Gidiş

Lizbon'dan ayrılmadan önce son uğramayı düşündüğümüz yer olan Time Out Market'e uğradık ve burada öğle yemeğimizi yiyerek Porto için yola çıktık. Dilerseniz Porto gezi rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği için mekan önerilerimiz için blog yazılarımızı okuyabilirsiniz.

Son olarak ise sadece Lizbon'da olan şeyleri yapmada dönmeyin diye ayrıca paylaşmak istedik;

  1. Pasteis De  Belem - burada Nata yemeden dönmeyin!

  2. Renkli binaların önünde çekebildiğiniz kadar fotoğraf çekin! Döndüğünüzde oradaki ruhu hatırlamanıza yardımcı olacak.

  3. Bairro Alto sokaklarında barlar arasında dolaşarak keyfini çıkarın!

  4. Fado dinleyin!

  5. Tarihi 28 numaralı tramway’a binin!