• Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Google+ Icon

© 2018 BY OUTOFOFFICEMATE

  • OOOMATE

Noel Pazarları Turu (Colmar, Kayserberg, Basel, Freiburg, Eguisheim, Riquewihr, Strasbourg)

Basel, Alsace Bölgesi, Basel ve Freiburg Noel Pazarları Turu


Noel pazarı turuna çıkmaya hazırlanıyorsanız sıcak şaraplara, rengarenk ışıklara ve birbirinden güzel yemeklere hazırlanın. Biz yaptığımız Noel pazarı turumuzdan çok keyif aldık, aklınızda varsa mutlaka once in a lifetime yapmanız gerektiğini öneriyoruz. Bol bol Santa ve minik yardımcıları Elf’ler sizi bekliyor. Tabii çok çok fazla vin chaud veya gluck wein yani sıcak şarapla birlikte!

Noel pazarlarını gezmek için 3 ülke 8’den fazla pazara uğradık. Bu geziler esnasında o kadar keyif aldık ki bir sonra ki yıl için şimdiden yenilerinin planlarını yapmaya başladık. Lafı fazla uzatmadan turumuzu sizlerle paylaşmak istiyoruz.


Noel pazar turları yazımızın sonunda gezdiğimiz 8 kasaba ve şehirden en çok beğendiklerimizi sıraladığımızda şok geçirip, şaşıracağınızdan eminiz.


Noel Pazarı Turu


Noel pazarları turumuza biz Basel’den başladık. Oradan Fransa’nın Alsace bölgesinde yer alan neredeyse tüm Noel pazarlarını Marche de Noel’leri sırasıyla gezdik. Turun sonunu Almanya’ya uğrayarak Freiburg’ta tamamladık. Tabii Noel pazarlarını gezmek istiyorsanız araba kiralamanız şart. Biz Basel’de kaldığımız için arabayı oradan kiralayarak gün gün turlar düzenledik.

İlk gün (Basel)


Basel hem Almanya’ya hem de Fransa’nın tam ortasında yer alan 250.000’den az kişinin yaşadığı ilaç sektörünün hakimiyetinde tatlı ve ufak bir şehir. Şehir içerisinden adeta normal tramvaya binerek ister Almanya’ya ister Fransa’ya bir anda geçebiliyorsunuz. Otoyol’dan geçerken Fransa ile Almanya arasında kontrol bulunmamasına rağmen Basel girişinde bazı kontroller bulunuyor. Bunun en önemli nedeni İsviçre’nin diğer ülkelere göre daha pahalı olması. Basel’de yaşayanlar sürekli karşı tarafa geçip, market alışverişlerini buradan yapmasın diye belli bir sınır koymuş İsviçre. Yanlış hatırlamıyorsak sınır 500 euro gibi bir tutar. Sınırda gümrük memurlarının sürekli poşetleri incelediğine denk geldik. Basel gezilecek yerler yazımıza buradan detaylı inceleyebilirsiniz.


Basel’den aslında Noel marketi beklentimiz neredeyse yok denecek kadar azdı, ancak hemen Basler Münster ayakları altında kurulan Noel pazarı bizi oldukça tatmin ettiğini söylemeliyiz. Şehir Noel’e oldukça güzel bir şekilde hazırlanıyor. Işıklar, süslemeler ve her pencere önünde bulunan ışıklar içinizi ısıtıyor.


Münsterplatz’da yer alan Noel Pazarında yaklaşık bir iki saat sıcak şarap içerek, birbirinden güzel tatlıları götürerek vakit geçiriyoruz. Ayrıca tezgahlarda satılan ürünlerden evinize götürmek için güzel hediyeler bulabilirsiniz.

Tam evimize doğru yürürken Harley Davidson çetesinin Santa Claus kostümleri ve Noel süslemeli motorlarının geçtiği bir parade’e denk gelince Basel Noel Pazarı turu bizden tam puan aldı.


İkinci gün (Eguisheim, Kayserbeg, Riquewihr ve Ribeauville)


Eguisheim

Alsace bölgesi renkli büyük evleriyle, şarabıyla ve doğasıyla meşhur yıllarca Fransızlar ve Almanlar ile savaşlar sonucu paylaşılamayan bir bölge. Neden paylaşılamadığını gittiğinizde daha iyi anlayabiliyorsunuz.


Basel ile Eguisheim arası sadece 45 dakika. Yola çok erken saatlerde çıktık, çünkü gezmemiz gereken yer sayısı oldukça fazlaydı.


Eguisheim’de otoparka girmeden, yol kenarına aracımızı bırakarak küçük kasabayı gezmeye başladık. Gezilecek ve fotoğraf çekilecek alanlar oldukça belli ve kısa. O nedenle büyük araştırmalara girmenize gerek bulunmuyor. Yaklaşık 2 saat içerisinde turunuzu tamalayabilirsiniz.

Egusheim içerisinde gezilecek yerler şu şekilde: Vieille ville d’Eguisheim, Rue du Rempart Sud, Grand Rue Eguısheim, Saint-Leon Fountain, Maison Wolfberger


Turunuza Rue du Rempart Sud’dan başlayarabilirsiniz. Kasaba içerisinde yürüyerek bir yuvarlak çizerek aslında tüm sevimli evleri ve dükkanları görebilirsiniz. 1200 ile 1600 yıllarında yapılmış bu evler adeta tarihe meydan okuyor. Renkleriyle içinizi ısıtıyor.


Kayserberg

Yağmur altında ikinci durağımız çok sevdiğimiz Antony Bourdain’ın intihar ettiği içinden nehir geçen ufak bir kasaba. Burada da otoparka aracımızı bırakmayarak, otopark yanında yer alan evlerin önünde bir park yeri kendimize bularak etrafı dolaşmaya başlıyoruz.


Eguisheim’e göre daha kasvetli olan Kayserberg’te ufak molalar vererek sıcak şarap ve kendimize birer adet Pretzel alıyoruz. Kasabada yer alan evlerin çoğunun geçmişi 15.yy ile 16.yy kadar dayanıyor.

Kısaca Kayserberg ile ilgili bilgi vermek istersek. Kayserberg’de 3.000’den az insan yaşıyor buna rağmen Alsace bölgesinin en önemli şarap duraklarından birisin oluşturuyor. 2017 yılında Kayserberg, Fransa’nın birinci favori kasabası seçiliyor diğer 12 finalisti geride bırakarak, bu yarışta zorlanması bile ilginç geldi bize. İsminden de geldiği üzre Fransa ile Almanya arasında kalmış bu şehir her iki ülkenin esintisini aslında taşıyor. 18 Aralık 1944’te son Alman Nazi askerleri kasabayı terkediyor ve bir daha Almanlar burayı ele geçiremiyor.


Kayserberg girişten sonra ikiye ayrılıyor. Kısa süren bir sol taraf ve daha uzun sağ tarafta doğru yol sizi götürüyor. Ancak, Eguesheim’de olduğu gibi yol sizi götürüyor. Kayserberg’de gezilecek yerler şu şekilde: Fuente Constantino, Maison Loewert, Pont fortifie, Maison Faller-Brief, Maison Herzer, Maison Bohn.

Gezilecek yerler arasında paylaştığımız Maison Bohn, Maison Herzer ve Maison Faller-Brief’in yapılışı 1591 ile 1601 yılında gerçekleşiyor. Bu evler ayrıca Kayserberg’in en büyük ve görkemli 3 evini oluşturuyor. Vaktiniz varsa mutlaka Kayserberg’in beyaz şarabını içmenizi öneriyoruz.

Fransa’nın en güzel kasabalarına uğradığımız günümüze bir sonraki durak olan Riquewihr için yola çıkıyoruz. Ah keşke yağmur dinse daha güzel fotoğraflar çeksek diye hayıflanmadan duramıyoruz.


Riquewihr

Arabımıza gene ücretsiz yer ararken, bu sefer başarısız oluyoruz. Yağmur etkisini iyice arttırdığı için tarihi evlerin yer aldığı noktaya yakın bir yerden kasabaya giriş yapıyoruz.

400 yıl önce adeta nasılsa evler ve sokaklar halen aynı şekilde ayakta kaldığını görüyoruz.

Rue du General de Gauelle sokağından giriş yaparak listemize yer alan güzel evleri bulmaya koyuluyoruz zaman kaybetmeden. Aslında burada görülecek yerlerin tamamı Old Town’da yer alıyor. Alsace’in en uzun eski binalarından olan numara 14, ardından Berckheim numara 38, gourmet house olarak bilinen numara 42 ve nail maker’s numara 45’e gidiyoruz. Yolumuzun üstünde birbirinden tatlı dükkanlara göz atıyoruz, en çok sevdiklerimizden birisi Feerie de Noel oluyor. Ne yesek diye düşürken Ardından Dolder kulesini görüyoruz. Thieves kulesine ve Rue de la Caserne sokağında dolaşarak turumuzu tamamlıyoruz.

Karnımızı sokak yemekleriyle doyurduktan ve çikolatalı krebimizi yedikten sonra havanın kararmaya başladığını görerek. Son durağımız olan Ribeauville için yola çıkıyoruz.


Ribeauville

Ribeauville’e geldiğimizde hava kararmış olduğu için sıcak şarabımızı alarak dolanmaya başlıyoruz. Gün içerisinde burada birbirinden farklı gösteriler olduğunu duymuştuk ancak vaktimiz olmadığı için Orta Çağ gösterilerini kaçırıyoruz. Eğer farklı gösteriler görmek isterseniz bu kasabaya erken gelmenizde fayda var.


Ribeauville’in en ünlü noktası meydanı olan Tour des Bourchers. En ünlü yürüyüş rotasıyla la Grand Rue yani büyük sokak. Burada birbirinden güzel store’lara denk gelebilirsiniz. Ayrıca noel marketleride bu sokakta bulunuyor. Diğer görülecek yerler 18.yy’da yapımı tamamlanan Town Hall ve 17.yy’da yapımı tamamlanan Maison des Menetriers. Pfifferhüs evi diğer görülmesi gereken ev olarak ön plana çıkıyor. Evlerin çoğu diğer kasabalara benzer şekilde 16.yy’da yapılan büyük odun parçaları ve pastel renklerinden oluşuyor.

Üçüncü gün (Colmar, Strasbourg ve Freiburg)


Colmar

Aslında gezimizin en çok heyecanlandıran durağı bizim adımıza Colmar’dı. O nedenle yarım günümüzü Colmar’a ayırmaya karar verdik. İyi ki de öyle yapmışız!

Colmar diğer yukarıda yer alan küçük kasabalara göre oldukça büyük. Turlayacağınız sokaklar, göreceğiniz süslemeler gerçekten size Noel ve Christmas ruhunu kesinlikle yansıtacak. Eski renkli evlerin üzerinde yer alan minik teddy bear ayılar sizi farklı hayal dünyalarına götürecek.


Colmar’ın belki de en popüler olmasına sağlayan ve gezilecek en önemli noktası Küçük Venedik. Buraya biz yaklaşık saat 09:00 gibi geldiğimiz için oldukça boş ve fotoğraf çekmeye musait bir şekilde yakaladık. Erken saatlerde geldiğimiz için ayrıca renkli evlerin gölgesi aradan geçen nehre yansımasını yakalamış olduk. Sonunda artık yağmur yağmıyordu! Nehrin hemen solunda yer alan güzel pastaneden kendinize birer Gingerman kapabilirsiniz. Tadı çok güzel olmasada bizim evimizde halen bir tanesi, bir tanesini maalesef yedik…

İkinci durağınız Old Town olacaktır. Old town aslında Rue des Tetes, Rue des Clefs ve Rue des Marchands arasındaki sokaklardan oluşuyor. Kendinizi yola bıraktığınızda Noel ruhu sizi zaten götürecek. En büyük önerimiz kesinlikle Colmar’ı erken saatlerde ziyaret etmeniz. Aksi taktirde turist akınına uğruyor. Ardından Grand Rue’ye geçerek turunuza devam edebilirsiniz. Diğer ünlü sokakları Rue des Boulangers ve Rue des Serruriers.

Quartier des Tanneurs ile Quartier de la Krutenau arasında yarı ahşap kaplı evleri görmeye devam edebilirsiniz. Bu bölge arasında nehrinde yardımıyla güzel fotoğraflar yakalama şansınız oldukça yüksek.


Diğer güzel fotoğraf lokasyonları şu şekilde bırakıyorum: Rue Turenne Bridge (Gün Batımı), Place de l’Ancienne Douane ve Rue des Tanneurs.



Colmar’a özel yiyecekler denemek isterseniz rösti (yarım pişmiş patates ve peynirden oluşan bir yemek), Alsatian Baeckeoffe (kasrol et, patates, soğan ve diğer sebzelerden oluşan yemek) ve spatzle deneyebilirsiniz. Ayrıca Fransa’da olduğunuzu hatırlatmak gerekirse quiche ve Riesling şarapta pişmiş tavuk yiyebilirsiniz. Munster peyniri ve flambee (yarım pizza üzerinde pişmiş peynir) deneyebilirsiniz.


Ufak atıştırmalıklar ve eve Alsace bölgesine özel yiyecekler götürmek isterseniz peynir severleri Saint Nicolas Peynir dükkanına, Alsace ürünlerine bulabilecekleri The Market of Riquewihr’e veya Coeur Paysan’a, biskuvit almak isterseniz Maison alsacienne de biscuiterie’ye, şarapları denemek ve götürmek istereseniz La sommeliere’ye.

Bonus: Colmar’ın girişinde ufak NYC’de bulunan Statue of Liberty’i göreceksiniz. Neden mi? Çünkü Amerika’ya gönderilen özgürlük anıtı Colmar’da yapılmıştır.

Colmar gezdiğimiz onca yer arasında sokaklarında kaybolmayı en çok sevdiğimiz yer oldu. Noel keyfini yaşamak istiyorum diyorsanız geleceğiniz ilk duraklardan birisi Colmar.


Strasbourg

Bir varmış bir yokmuş uzaklarda Noel’in başkenti olarak bilinen Strasbourg varmış. Yaklaşık arabayla 1 saat uzaklıkta yer alan Noel’in büyük şehri Strasbourg için Colmar’dan yola çıktık. Strasbourg’a vardığımızda şehrin içinden geçen tramvay yüzünden ters yola girme krizi yaşamamız dışında, aracımızı apartmanların arasında ücretli bir sokak yerine park ederek Marche de Noel’e adımımızı attık.

Burası Noel’in başkenti olmasının yanında kurulan en büyük noel pazarlarıyla ün salmış durumda. Festival halinde kutlanması için tarih olarak 1570’lere kadar uzanıyor. Bu tarihten beri Christkindelsmarik yani küçük İsa’nın pazarı olarak biliniyor. Türkçe’ye çevirince maalesef biraz kulağa komik geliyor ama yapacak bir şey yok …


Noel’in başkentinden beklentimiz büyük olduğu için elimize waffle ve kreplerimizi alarak Marche De Noel’e girişimizi yaptık. İlk durağımız Kathedral oldu. 227 yıl süren ve 1874 yılında sona eren namıyla burası dünyanın en uzun binası olmuş. Gerçekten uzaklardan bile katedrali görmek mümkün. İsterseniz içeri ücretsiz girebiliyorsunuz. İçerisine biz girdiğimizde Noel zamanı olduğu için çeşitli dini motifler ve canlandırmalar bizi karşıladı. Arka fonda çalan müzik açıkcası bizi dinginleştirdi. Ama yola çıkmamız gerekiyordu! Katedralin etrafında yer alan Noel marketine uğramadan geçmedik.

Ardından The Grande Ile sokaklarında biraz kaybolduktan sonra Strasbourg’un en güzel evlerinden birisi seçilen Kammerzell House’a doğru yola çıktık. Alsace tarzı yarı ahşap ve odundan oluşan bu ev literally Strasbourg’un en güzel evlerinden biri olarak görülüyor. Place Kleber’de şehrin en büyük Noel ağacını kaçırmayın.


Strasbourg’da iki adet ünlü Noel pazarı kuruluyor. Birincisi yukarıda bahsettiğimiz gibi Katedralin etrafında yer alan, ikincisiyse Broglie meydanında. Açıkcası bizler Broglie meydanında yer alanı daha çok beğendik. Bize daha şirin ve sevimli geldi. Ayrıca burada karnımızı atıştırıp, sıcak şaraplarımızı yudumladık. Noel marketlerinin açılış zamanı olan dönem içerisinde Strasbourg’u yaklaşık olarak 2 milyon turist ziyaret ediyor!

Listemizde yer alan Petit France’e doğru geçiyoruz. Burada aslında gezdiğimiz diğer Alsace bölgesinde yer alan yarı ahşap ve odun kaplamalı evleri buluyoruz. Fransızların buraya Little Venice yerine Little France demesinin nedeni enterasan. Buradan yer alan ufak bir hastanede Fransız hastalığı olarak bilinen ve nam salan sifilis hastalığına tedavi burada bulunduğu için Fransızlar küçük Fransa diyerek bu bölgeyi onurlandırmışlar. Ayrıca ortasından geçen güzel bir nehir ve çiçekler ile böcekler burada! Burada yer alan evlerin daha büyük ve ihtişamlı olduğunu söylemeden geçmeyelim. Eee büyük şehirde evler büyükmüş. Burası ayrıca Quartier des Tanneurs olarakta biliniyor. Maison des Tanneurs’i burada görebilirsiniz. Dilerseniz içeride tatlı ama pahalı bir restoran bulunuyor. Bu bölgenin Unesco Dünya Mirası Koruma Listesinde yer aldığını söyleyelim.

Sonra ki durağımız Maison des ponts couverts olarak bilinen ufak bir adanın ortasında nehrin ortasında yer alan bir apartman veya ev. Kirasını çok merak ediyoruz! Halen yaşayanlar mevcut adresiyse 3 Ponts Couverts. Strasbourg’un en güzel ve özel yeri kesinlikle burasıydı bizim için. Fotoğraf sırası olmadığı için şanslıydık.

Zamanınız varsa biz göremedik ama sizlere önerebileceğimiz Ponts Couverts, Barrage Vauban, Maison de l’Oeuvre Notre Dame, Quartier Krutenau, Parc de l’Orangerie, Le lycee International des Pontonniers ve St Thomas’ Church’u ziyaret edebilirsiniz.

Son durağımız için yola çıkıyoruz. Artık üçünçü ve son ülkemiz olan Almanya’ya geçerek Freiburg yolundayız.

Freiburg

Kendimizi daha önce adını sanını duymadığımız ancak yolumuzun üstünde yer aldığı için bir uğrayalım dediğimiz Freiburg’da buluyoruz. Burası İsviçre ve Fransa sınırına yakın ufak bir Alman kasabası. Tabii beklentimizin fazla olmaması başından bu nedenle kaynaklanıyordu. Ancak, Almanlar bu işi nasıl yapıyoru öğrenmek istiyorduk.


Aracımızı ultra lüks bir otoparka park ettikten sonra maalesef Noel pazarını aramaya başladık. Burada da Noel pazarı şehrin meydanlarından ve katedralın hemen yakında yer alıyor. Işıkları ve kalabalığı takip etmemiz yeterli oldu.

Pazara girer girmez standların çeşitliliği (diğer pazarlardan hediyelik alacak anlamlı bir şey bulamamıştık), yemeklerin lezzeti ve gluck wein’in kokusu bizi kendimizden geçirmişti bile. Bir şekilde burada insanlar daha mutlu, daha çok eğleniyor ve her şey çok daha keyifliydi. Bu noktada sıcak şarabın etkisi olabileceğini düşünüyoruz.


Yaklaşık 2 3 saat burada zaman geçirdikten sonra son Noel pazar turumuzu tamamlamış olduk.

Özetle bize göre en iyi Noel marketi işini Almanların ve İsviçrelilerin yaptığını söylemeliyiz. Fransızların ise atmosferi ve şehirleri bambaşka. O nedenle seçimi sizlere bırakıyoruz. İsterseniz bizim gibi bir üçgen çizebilirsiniz. Hatta Almanya içerisinde çok daha fazla şehri vaktiniz varsa gezebilirsiniz. Sizler için kısa bir soru cevap paylaşarak bir sonra ki yazımıza kadar veda ediyoruz.

En sevdiğimiz Noel Pazarı: Freiburg

En iyi sıcak şarap: Freiburg

En iyi fotoğraf alanları: Colmar

En sevimsiz Noel Pazarı stand sahipleri: Colmar

En çok ruhu yansıtan Noel Pazarı: Basel

En iyi ışıklar ve renkler: Basel

En büyük Noel pazarları: Strasbourg

En tatlı ufak Noel Pazarı: Eguisheim

En renkli evler bulunan Noel Pazarı: Riquewihr

En az keyif aldığımız Noel Pazarı: Ribeauville

En ağır başlı Noel Pazarı: Kayserberg