• Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Google+ Icon

© 2018 BY OUTOFOFFICEMATE

TOSKANA VADİSİ TURU

Toskana Vadisinde 5 gece 6 gün içerisinde tam 12 şehir ve sayısız UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan doğa içerisinde büyülü yer keşfettik. Kimi zaman vadinin içerisinde kaybolduk, kimi zaman gecelere kadar vadi arasında Orta Çağ'dan kalma bir kent aradık. Bildiğimiz bir şey var ki Toskana Vadisinde görülebilecek en güzel yerleri arıyorsan, Toskana vadisi turu notlarımız tam sana göre! Instagram için fotoğraf çekebileceğin en güzel noktaların koordinatları ve Toskana vadisi "road trip" rotamızı sizler için aşağıda paylaşıyoruz. Buoni viaggi!

NEDEN

TOSKANA VADİSİNİ

ŞİMDİ GÖRMELİSİN?

Toskana Vadisi için ne söylenebilinir ki...Rönesans yani yeniden doğuş, sanat, bilim ve ekonominin can bulduğu yer. Politikanın entrikalar çerçevesinde döndüğü büyük yönetim merkezlerinin kurulduğu yer. Güneşin doğuşunun ve batışının doğada yarattığı eşsiz renklerin estetikle, insanla ve yeşille birlikte uyum sağladığı yer. Tepelerde ve uzaklarda kurulmuş olan Orta Çağ şehirlerinin yer aldığı yer. Aile savaşları ve güç gösterilerinin sahne aldığı kentlerin olduğu yer. Dünya'nın en verimli ve lezzetli üzüm bağları, zeytin ağaçları ve buğday tarlalarının doğduğu yer. Dünyaca ünlü sanatçı, bilim adamı ve sosyal bilimci çıkaran yer! Doğa'nın sanatla buluştuğu yer... 

 

Dünya'nın neresinde bu kadar fazla görebileceğiniz, duyabileceğiniz, tadabileceğiniz, koklayabileceğiniz ve hissedebileceğiniz yer var ki! Toskana vadisi turunu balayına bırakmayın! Ne kadar erken o kadar güzel!

Toskana vadisi seni çağırıyor! 

- Tabii iki, üç erkek gidebileceğin bir yer değil Toskana vadisi!

- Yani seni çağırmıyor dostum, daha çok çiftleri veya çift olmaya çalışanları çağırıyor! :)

- Seni Doğu Avrupa tur rehberimize alalım :)

TOSKANA VADİSİ

UNESCO GEZİ TURU

Toskana vadisi gezi rehberimize sığdırdığımız onlarca yer, tanışılan kişi ve hikayemiz var ki! Vadinin tüm güzelliklerini ve görülmesi gereken yerleri uçaktan indiğimiz sırasından itibaren paylaşacağız.

 

Bu gezinin bizim için bir diğer önemi Nergis'e yaptığım doğum günü sürprizi olmasıydı. Bir konuşma esnasında en çok nereye gitmek istersini konuşurken, Toskana vadisini yakalamıştım! 4 ay öncesinde indirimli Bolonya uçak biletini bulunca, benim için mükemmel bir doğum günü hediyesi olmuştu...

Toskana vadisi turumuzda gezdiğimiz ve uğradığımız yerlerin kronolojik sıralamasını şu şekilde paylaşabiliriz: Bolonya, Floransa, Castellina in Chianti, Siena, Montalcino, San Quiricio D'Orcia, Bagno Vignoni, Pienza, Monticchiello, Montepulciano, San Gimignano, Pisa ve Lucca.

BİRİNCİ VE İKİNCİ GÜN: FLORANSA

Uçağımız Bolonya havalimanına iner inmez Enterprise'dan kiraladığımız arabımızı alıp, Floransa'ya doğru yola çıktık. Floransa turu detayları için buraya, detaylı Floransa'da gezilecek yerler için buraya bakabilirsiniz. Floransa'da tam gün geçirdikten sonra Castellina in Chianti'de yer alan evimize gece 11 gibi giriş yapmış bulunduk.

Biz tercih olarak Floransa'da kalmayı değil, Toskana vadisinin daha içerisinde Chianti bölgesinde kalmaya karar verdik. Burada tercihi tamamen size bırakıyoruz. Üzüm bağlarının arasında bir köy evinde kalma fikri bize daha cazip geldi. Keşke evimizde örümcekler yer almasaydı, daha mutlu olabilirdik...

 

İkinci gün uyanıp tekrar 40 dk'lık bir yol sonrasında full tam gün Floransa'yı gezdik ve Rönesansın doğduğu bu sanat şehrine üzülerek veda ettik.

Floransa'da gezilecek yerler ve Floransa'da ne yenir yazılarımıza aşağıdan ulaşabilirsiniz. Yok ben burada görmek istiyorum derseniz size kısa bir paragrafta bırakıyoruz.

Sabah La Ménagére'de kahvaltı yapılır. Piazza Del Duomo'ya gidilir, burada Giotto's Companile, Duomo ve Baptistery ziyaret edilir. Ardından Piazza di Santa Maria Novella gezilir, burada Basilica di Santa Maria Novella'ya girilebilir ve Dünya'nın en eski eczanelerinden Farmeceutica di Santa Maria'ya uğranır. Signoria meydanında ortada durulur ve etrafın süslü heykelleri gözlemlenir. Dilerseniz Mangia Pizza'da pizza atılır. Palazzo'lara hayretle bakılınır. Son olarak Piazza di Santa Croce'ye gidilir, burada yer alan kiliseye uğranır, dilerseniz içeri girilir ve Dünyaca ünlü sanatçı ve yazarların mezarlarına uğranılır. Akşam Zeb Gastro Restaurant'ta yemek yenir ve sonlanır.

İkinci güne Ditta Artigianale'de kahvaltı yaparak başlanır Uffizi Gallery'e geçilinir ve tabii ki biletler internetten alınmıştır. Ardından Ponte Vecchio gezilir. Acıkma durumu varsa All'Antico Vinaio'da bir sandwich yenir. Ardından Boboli bahçelerine geçilir ve park içerisinde yavaş ama huzurlu bir gün geçirilir. Palazzo Pitti'ye uğranır. Basilica di Santo Spirito'ya dışarıdan bakarsınız. Gün batımı Piazzale Michelangelo'da gerçekleşir. Son olarak yemek için La Beppa Fioraia'a gidilir.

 

Böylece Floransa'da iki gün içerisinde görülmedik yer neredeyse bırakmazsınız! Floransa gezi rehberimize buradan, Floransa gezilecek yerler yazımıza ise buradan ulaşabilirsiniz!

 

Birinci gün Floransa rotanız bu şekilde olabilir, haritaya buradan ulaşabilirsiniz. İkinci gün ise Google Maps Floransa rotanız bu şekilde olabilir, haritaya dilerseniz buradan ulaşın.

ÜÇÜNCÜ GÜN: CHİANTİ BÖLGESİ, SİENA, MONTALCİNO ve VAL D'ORCİA TURU

Üçüncü günümüze girdiğimizde gezeceğimiz yer çok, ama zamanımız kısıtlıydı. Size anlatacağımız rotayı bizim gibi 1 güne sığdırmak yerine, 1.5 veya 2 güne sığdırabilirsiniz. Toskana vadisini tam anlamıyla gezmek istiyorsanız, bu rotayı yapmaya mutlaka ihtiyacınız olduğunu düşünüyoruz. Üçüncü günde gezdiğimiz yer sayısı çok fazla olduğu için yazıdan kopmadan, sırayla gitmenizi öneriyoruz.

 

Özellikle doğal güzellikler, film sahnelerinin yer aldığı vadiler ve uçsuz bucaksız yerde yer alan güzel kiliseler gerçekten etkileyici! Bölgenin önemli köyleri ve yerleri zaten UNESCO dünya mirasına girmiş durumda. Özellikle Val D'Orcia bölgesi Dünya üzerinde yer alan en güzel insan ile doğanın uyum içerisinde yaşadığını gösteren yerlerden bir tanesi. Derler ya ölmeden önce görmeniz gereken yerlerden bir tanesi diye adeta öyle!

CHİANTİ BÖLGESİ:

Şarabıyla ve siyah horoz simgesiyle ünlü Chianti bölgesi 5 önemli bölgecikten meydana geliyor. Kısaca öne çıkan özelliklerini yanlarına bırakıyoruz:

  • Greve in Chianti: Mitoraj heykeline bakılır ve Piazza Matteotti'de Pizza yenir

  • Panzano in Chianti: Accademia del Buon Gusto'dan şarap alınır, San Donato in Poggio dolaşılır, Antica Macelleria Cecchini Kasabına uğranır

  • Radda in Chianti: Fattoria di Montemaggio ve Volpaia Winery şaraphanelerine uğranır. Eski kalıntılar gezilir

  • Castellina in Chianti: Via delle volte'de fotoğraf çekilir

  • Gaiole in Chianti: Ventine meydanı gezilir

 

Bizim zamanımız kısıtlı olduğu için sadece Castellina in Chianti'ye uğrama şansı bulduk. Zaten evimiz Chianti bölgesinde yer aldığı için ekstra gezme ihtiyacı hissetmedik. Chianti bölgesinde adeta her ev sahibinin kendi bağları ve kendi şarabı var. Bu anlamda her yer üzüm ve bağ bahçe diyebiliriz.

 

Bunun yanında Val D'Orcia bölgesi, Chianti'ye göre oldukça daha güzel. Biz de hakkımızı Val D'Orcia'da daha çok yer görme üzerine kurduk.

SİENA:

Ardından direkt olarak Siena'ya doğru yola çıktık. Siena'da sabah kahvaltımızı ve kahvemizi içtikten sonra şehrin tüm görülebilecek yerlerini gezdik. Dilerseniz Siena gezi turu ve gezilecek yerler rehberimize göz atabilirsiniz. Siena oldukça fotojenik bir şehir, o nedenle Siena'yı gezmenizi mutlaka öneriyoruz.

Siena turunuzu şu şekilde yapabilirsiniz. Önce San Domeniko Bazilasına uğranır, Siena Katedraline geçilir ve Facciatone'nin dileyenler tepesine çıkar. Buradan meşhur at yarışlarının yapıldığı Piazza Del Campo'ya geçilir ve Fonte Gaia, Torre Del Mangia ile Palazzo Pubblico'ya hayretle bakılınır. Via Banchi Sopra'dan yukarı tekrar çıkılır ve Dünya'nın ilk bankasının kurulduğu Palazzo Salimbeni'ye ulaşılır. Böylece Siena turu tamamlanmış olur. Maksimum 3 saate Siena'yı tamamlayabilirsiniz. Dilersen Siena hakkında yazdığımız Siena gezi rehberimize göz atabilir, dilersen Siena'da gezilecek yerleri ise buradan keşfedebilirsin.

 

Dilerseniz Siena gezi rotasına ve Google Maps'e buradan ulaşabilirsiniz.

Siena'dan sonra Val D'Orcia yani UNESCO Dünya Mirası bölgesine gidene kadar oldukça güzel manzaralar sizi bekliyor olacak. Yol kenarında durup fotoğraf çekmekten çekinmeyin. Tepelerde yer alan ve girişlerini sedir ağaçları süsleyen malikaneler. Sedir ağaçlarının yolun her iki yanında düzenli aralıklarla büyümesi ve hizalanması. Uçsuz bucaksız vadi içlerinde birbiri içerisinde kümelenmiş ağaçlar. Temiz ve oldukça iyi bakımlı göller ve yeşil alanlar. Adeta doğa ile sanat bu bölge de iç içe! 

 

Siena'dan sonra ki durağımız Montalcino oldu. 

MONTALCİNO:

Montalcino tepede yer alan ve vadinin en güzel eski Orta Çağ kasabalarından bir tanesi olarak ön plana çıkıyor. Fotoğraf için ideal dar sokaklar, Santissimo Salvatore kilisesinin bulunduğu meydan ile uyumu ve mükemmel ev girişleri. Montalcino'yu diğer Orta Çağ kasabalarından ayıran bir diğer önemli özelliği Dünyaca ünlü ve sayısız ödül kazanmış Brunello Di Montalcino şarabı. Bu kırmızı şarabı o kadar çok sevdik ki tatilin geri kalanı boyunca oturduğumuz her yerde içmek zorunda kaldık. En ucuz olmayan bir Brunello di Montalcino'yu mutlaka denemenizi öneriyoruz, ne dediğimizi anlayacağınıza eminiz :).

ABBEY OF SANT'ANTİMO:

Vadinin en güzel noktalarından birinde yer alan ve Montalcino'ya bağlı bu manastırı uğramadan geçmeyin. Traverten taşlarından 12 yy.'da yapılan bu manastır, adeta Toskana doğasıyla bütünleşmiş durumda. İçeri girdiğinizde ise sizi Orta Çağ dünyasına götürdüğü kesin! Neredeyse hoparlörler dışında manastır içerisinde teknolojik bir şey yok. Bunun yanında hoparlörlerden gelen keşişlerin ilahi sesleri ortalığa büyüleyici bir hava katıyor. Her saat 12:30 ve 14:30 ise beyaz kıyafetli Fransız keşişler toplanarak birlikte bu manastır içerisinde ilahiler okuyor. Bu saatler de gelirseniz canlı performansa denk gelebilirsiniz. Ruhumuzun bu manastırda bir seviye temizlendiğini sanırım söyleyebiliriz :).

 

Ardından zaten direkt olarak şaraphaneye geçtik. Bu kadar ruh temizliği bize bir anda fazla gelmişti.

CİACCİ PİCCOLOMİNİ D'ARAGONA:

Manastıra oldukça yakın olduğu için şaraphaneye uğrama fırsatını kaçırmak istemedik. Zaman biraz erken olmasına rağmen şarap tadımı için tercihimiz Ciacci Piccolomini D'Aragona oldu. Baktığımızda puan olarak fena bir puanlaması olmayan bu şaraphaneyi beğendik diyebiliriz. Daha tur tur, daha şato içerisinde gezi gezi bir şaraphane gezmek isterseniz Ciacci size göre değil. Ancak, yol üstünde pratik ve güzel Toskana şaraplarını denemek isterseniz bizim yaptığımız gibi buraya uğrayabilirsiniz. Burada tabii ki en sevdiğimiz şarap yeniden Brunello Di Montalcino oldu. Biraz takıldıktan sonra bir sonraki durak için yola çıktık.

Bir sonraki durağımız olan San Quirico D'Orcia için yola çıktık. Buraya gidebilmek için Montalcino'ya doğru geri dönmeniz gerekiyor. Ancak, Montalcino ve San Quirico D'Orcia yolu o kadar güzel ki 15 dk'lık yol size 30 - 40 dk'ya çıkabiliyor.

 

Merak etmeyin aşağıda paylaşacağımız koordinatları takip ederseniz Toskana vadisinin "Wallpaper" olmuş güzellikte ki yerlerini bulabilirsiniz. Biz bazılarını bulduk, bazılarına ise özel mülkiyet olduğu için giremedik. Gladiator filminin meşhur sahnesi olan ve Maximus'un öldükten sonra eve yürüyüşünü gösteren sahnenin çekildiği alanı bulduğumuz söylemektense gurur duyuyoruz. Niye mi! Orayı bulmak için baya uğraştıkta ondan! Bu bölgeye öğleden sonra gelmek oldukça önemli, aksi taktirde güzel fotoğraflar yakalayamayabilirsiniz. 

Koordinatları yol üzerinde ki rota üzerinden paylaşacağız. Biraz rota dışına çıkmanız gerekirse, bu yöne doğru giderseniz ne bulacağınızı da detaylı yazacağız.

MONTALCİNO'DAN SAN QUİRİCO D'ORCİA YOLUNDA:

Aşağıda yer alan yerin önceden koordinatlarına bakıp bulmuştuk. O nedenle bulması bizim için çok zor olmadı. Yol kenarında yer alan bu estetik ağaçları çekebilmeniz için aracınızı kenara çekmeniz gerekiyor. Bazen araç kalabalığı olduğunu duyduk, o nedenle es geçip mekanı kaçırmayın. Yeri bulmak için Google'a direkt olarak 43°3'50.452" N 11°33'29.7828" E koordinatlarını girebilirsiniz. Yok burası çıkmıyor derseniz, Maps'te ki adı Cipressi di San Quirico d'Orcia.

SAN QUİRİCO D'ORCİA:

Yaklaşık saat 17:00 gibi San Quirico D'Orcia'ya varmıştık. Gün adeta geçmek bilmiyordu, biz de bir o kadar yorgunduk; ancak, devam etmemiz gerekiyordu! Şehre giriş yaptığımızda adeta herkes kaybolmuştu ve tüm kasabaya fırtına öncesi sessizlik kaplamıştı. Bu durumda açıkcası biraz bizde ürperti yarattı. 

-Yarattığı kişi Nergis'di tabii ki...

San Quirico D'Orcia, Val D'Orcia'nın merkezinde yer alan küçük bir kasaba. Gezilecek yerler de oldukça belirli. Collegiata di San Quirico Kilisesinin dışında fotoğraf çekilir, Horti Leonini bahçesine uğranır ve burada Cosimo Medici heykeline el sallanır. Ardından giriş yaptığınız yerden aynı şekilde dönülür ve tekrar yola çıkılır. İşte San Quirico D'Orcia'yı tamamladınız!

BAGNO VİGNONİ:

Bir sonraki durağımızın Bagno Vignoni olmasını istiyorduk. Buraya giderken 43°1'18.9984" N 11°38'10.2909" E 'da bir diğer adıyla Villa Du Val'da fotoğraf çekilmeyi düşünüyorduk. Ancak, kısıtlı zamanımız ve daha gideceğimiz yerler olduğu için bölgede dikdörtgen yapmak yerine "L" şeklinde Val D'Orcia çevresinde dolaşmaya karar verdik. Vaktiniz varsa termal havuzu olan ve UNESCO Dünya mirası listesinde yer alan Bagno Vignoni'ye uğrayabilirsiniz. Toskana'nın Pamukkalesini de görmek isterseniz San Filippo'ya da uğrayabilirsiniz.

SAN QUİRİCO D'ORCİA PİENZA YOLUNDA İLK DURAK PODERE BELVEDERE:

Bir sonraki durağımız Pienza olduğu için Podere Belvedere'e uğramaya karar verdik. Burası Val D'Orcia Vadisi içerisinde en çok fotoğraflanan bir çiftlik esasında. Koordinat olarak ise 43°3'54.1584" N 11°36'45.3496" E 'da yer alıyor. 

İKİNCİ DURAK MAXİMUS'UN EVİ:

Bir diğer çok foto çekilinen yer ise Gladiator filminde yer alan Maximus'un evi. Aracınızı eski kapının önüne bırakıp, içeri doğru yürüyebilirsiniz. Merak etmeyin dışarıda yer alan kapı sembolik, bazıları içeri girmesin diye bulunuyor. Burasının koordinatları ise 43°3'55.6229" N 11°36'43.5053" E

43°3'54.1584" N 11°36'45.3496" E

43°3'55.6229" N 11°36'43.5053" E

ÜÇÜNCÜ DURAK CAPPELLA DELLA MADONNA Dİ VİTALETA​:

Vadi içerisinde tek başına ama gururlu, yalnız ama ama kalabalık ve bir o kadar da güzel bir yer Cappella Della Madonna di Vitaleta. Dünya üzerinde gördüğümüz en güzel tapınaklardan bir tanesi kesinlikle diyebiliriz. Yanlarında duran sedir ağaçları adeta bu kilisenin koruyucaları. 1590 yılında dönemin ünlü rönesans sanatçılarından Andrea Della Robbia tarafından yapılmış. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bu yere yaklaşmadan bu bölgeden ayrılmayın.

Buraya ulaşmak için direkt olarak haritanıza ismini yazabilirsiniz. Tabelaları takip ederek buraya kolayca ulaşabilirsiniz. Biraz yürümeniz gerekiyor; ancak, yürüyüş yolunda bile o kadar güzel doğa manzaralarıyla karşılaştık ki bundan hiç gocunmadık. Bölgede o esnada kimse olmaması da olaya ayrı bir renk kattı. 

PİENZA:

Bir şehir hayal edin ki 15 yy.'da dönemin Papası rönesans akımının "ideal kenti" olması adına bir şehir kursun ve adını Pienza koysun! 1459'da başlayan yatırımlar Pope Pius II'nin ölmesiyle durmuş ve günümüze kadar o zamanki haliyle kalmış. Belki de Papa daha uzun yaşasaydı kim bilir dönemin Manhattan'ını kurabilirmiş! Biz elimizde kalanlarla da Pienza'yı oldukça sevdik!

 

Biz doğal olarak yorgunluktan öldüğümüz için burada şehir meydanında akşam yemeğimizi yedik, ve şehrin ana sokağında yer alan canlı müzik çalan bir yerde bir kaç birşey içtik. Oldukça keyifli ve gezdiğimiz diğer vadi Orta Çağ kentlerine göre en hareketli olanı olduğunu Val D'Orcia içerisinde söyleyebiliriz.

Bu bölgenin bir diğer özelliği Val D'Orcia'nın en meşhur peyniri olan Pecorino Peynirinin başkenti olması! Kentte gezerken bir kaç peynir dükkanına denk gelecekseniz, dilerseniz deneyip satın alabilirsiniz. Fena peynir değil doğrusu...

Pienza'yı sevmemizin bir diğer nedeni sokak adlarının Via dell'Amore yani aşk sokağı, Via del Bacio yani öpücük sokağı gibi romantik isimlerle süslenmesi olduğunu söyleyebiliriz.

MONTİCCİHİELLO:

Pienza'dan sonra artık ortalık karanlık olduğu için Val D'Orcia'nın içine daha fazla giremedik. O nedenle Monticchiello'yu es geçmek zorunda kaldık. Burada da yol üzerinde güzel bir fotoğraf seçeneği mevcut, dileyenler buraya da vakitlice uğrayabilirler.

SON DURAK MONTEPULCİANO:

Saatimiz 22:00 olmasına rağmen son durağımız olan Montepulciano'yu es geçemedik. Beyaz taşlı San Biagio Kilisesine uğrayarak ve etrafında yer alan cafe'sinde birer espresso içtikten sonra evimize doğru yola çıktık. O kadar fazla Orta Çağ kenti ve meydanına uğradık ki bir meydan daha görmek istemedik.

Buraya kadar geldiyseniz üçüncü gün Google Maps rotamızı hakketiniz! Buraya tık tık!

DÖRDÜNCÜ GÜN: SAN GİMİGNANO, PİSA ve LUCCA

SAN GİMİGNANO:

Floransa'nın güney batısında yer alan San Gimignano'nu Orta Çağ İtalya'sının en ünlü şehirlerinden bir tanesi olarak ön plana çıkıyor. Öyle ki şehir halen Orta Çağ'ı yaşıyor diyebiliriz. Günün çeşitli saatlerinde geçen bando takımları, bozulmayan dar sokaklar ve kalan dev Orta Çağ kuleleri. Listemizde yer alan Abbey of San Galgano'ya vaktimiz olmadığı için gidemedik, dileyenler ve vakti olanlar çatısı olmayan fotojenik bu kiliseyi ziyaret edebilirler.

 

San Gimignano'nun görkemi günümüzde ki Manhattan'ı eş değer olduğu bile söyleniyor. Öyle ki tam tamına 72 adet kule şehrin merkezinde bulunuyormuş. Daha önce bahsettiğimiz gibi bu kuleler dönemin güçlü aileleri tarafından yaptırılırmış; çünkü, her kule ailenini gücünü ve zenginliğini simgeliyormuş. Mevcutta ise 14 kule ayakta kalmış. Bir rivayete göre şehir 1199 yılında Atilla ve Hunlardan alınarak günümüzdeki adını taşıyan San Gimignano adını almış.

 

Toskana'da vadi üzerinde yer alan bu şehir Toscana turunuzun görülmesi gereken en önemli şehirlerinden. Ayrıca şehir UNESCO Dünya mirası listesinde yer alıyor. Bu şehri yaklaşık olarak 1 - 2 saatte dolaşabilirsiniz. Hatırlatma fayda var, şehir biraz turistik. O nedenle kalabalık sevmeyenlerin favori şehri olmayabilir. Bunun yanında Toskana içerisinde yer alan ve yukarıda bahsettiğimiz ufak kasabaların daha sevimli olduğunu söyleyebiliriz. Biz kahvaltımızı şehrin hemen girişinde manzarası olan ufak tatlı bir Cafe'de yaptık, Cafe'nin cappucino'ları baya güzeldi. 

 

Aracınız varsa surların dışına park edebilirsiniz. Biz yer bulamadığımız için otoparka bıraktık. 

 

San Gimignano'da gezilecek yerler ise sırasıyla şu şekilde: Palazzo Comunale, Torre Grossa, Collegiate Church of San Gimignano, Piazza del duomo, Piezza Cisterna, Piazza delle Erbe ve Sant'Agostino Church.

 

Gitmişken bölgenin özel şarabı olan ve sadece bölgede yetişen üzümlerden yapılan Vernacci di San Gimignano beyaz şarabını deneyebilirsiniz. Tadı fena değil, ama değer mi o sizin ne kadar şarap sevdiğinize bağlı. Bir Brunello di Montalcino kadar farklı bir şarap olduğunu düşünümüyoruz. Dondurma almak isterseniz Gelateria di Piazza'yı tercih edebilirsiniz.

 

Ayrıca dileyen bisiklet severler için güzel bir rota mevcut Strade Bianche olarak bilinen bu rota da bisiklete binebilirsiniz. 

PİSA:

Bir sonraki durağımız ise Pisa'nın ta kendisi oldu! Toskana gezimize başlamadan önce Pisa'nın bu bölgede aldığını son anda farkettik ve hemen listemize ekledik. Pisa kulesini görmeden geçmek kesinlikle istemedik. 

 

Şehre girdiğimizde zaten görülecek fazla bir yer olmadığını hemen anladık. O nedenle Piazza dei Miracoli olarak bölgenin karşısında yer alan sokağın sonuna bıraktık. Burada aracınızı biraz ileri bırakmayı göze alırsanız ücretsiz. Piazza dei Miracoli alanına girerken tabii ki oldukça fazla satıcı sizi kapıda karşılıyor. Bunlardan sıyrıldıktan sonra turist kalabalığının içerisinde kendinizi buluyorsunuz. 

 

Bu kargaşadan çıktıktan sonra ise mucize meydanı olarak bilinen ve Pisa kulesi, Pisa katedrali ve Pisa vaftizhanesi sizi bekliyor. İnsanlar Pisa kulesiyle fotoğraf çekilirken oldukça eğleniyor. Biz de eğlenmedik dersek yalan söylemiş oluruz. Bu güzel eserlerin etrafında yer alan çimlerin üzerine çıkmak yasak. Arada sırada kontrole gelip laf edebiliyorlar. Ama dilerseniz hızlıca bir fotoğraf çekimi yaparsanız kimse bir şey demez.

 

Pisa'da yer alan ve Piazza dei Miracoli etrafında yer alan cafe'ler bizi çok açmadı. Turist tuzağı olduklarını düşündüğümüz için denemedik bile. Kapıda birilerinin beklediği Cafe'lerden her zaman uzak durmuşuzdur. 

 

Pisa kulesinden kısaca bahsetmesek olmaz. 12 yy. da yapımına başlanan kule 14 yy. da neredeyse tamamlanıyor. Henüz ikinci kata çıkıldığında kule eğilmeye başlıyor. Bunun üzerine yapımı bir süre durduruluyor. 14 yy.'a kadar bir durulup, bir yapılıyor. 2. Dünya savaşı esnasında Amerika kuvvetleri Pisa'ya giriş yaptıklarında Pisa kulesi üzerinden Nazilerin gözlem yaptığını öğrenirler. Bunun üzerine kuleyi patlamak için koordinatları vermeye giden bir asker, yapıdan o kadar etkilenir ki hiç bir zaman bu koordinatları iletmez. Böylece bu kulenin üzerine bomba atılmasına ve patlatılmasının önüne geçmiş olur. Aynı dönemden kısa bir süre önce Benito Mussolini, kulenin tamamen sağlamlaştırılıp dimdik olmasını ister ama nafile! Öyle ki yapılan çalışmalar sonrasında kule daha çok eğilir.

 

Eğimin oluşmasının en önemli nedeni ise yapının altının oldukça yumuşak olması. Bir anlamda alan seçimi yanlış olmuş. Öyle ki tüm bu güzel yapılar geçmişte bataklık olan bu alan üzerine yapılmış. Bu arada İtalyanca Pisa, bataklık anlamını da taşıyor. 1987 yılında kule UNESCO dünya mirası listesine giriyor. 20 yy. da ve yeni yapılan çalışmalarla birlikte önümüzdeki 200 sene boyunca kulenin devrilme şansı bulunmuyor. 

 

Bu arada katedrale giriş ücretsiz, ama vaftizhane'ye giriş ücretli. Gelmişken girmenizi öneriyoruz. Özellikle katedralin tavanına hayran kalacaksınız.